12 Ocak 2013 Cumartesi

Kıpırdama, kal orada.

'Abiiii, şöyle bir sevgilim olsun yüz milyar borcum olsun' lafını duymayanımız yoktur herhalde. Candır bu lafı kullanan adamlar. Samimidir her şeyin ötesinde. İşte yaşıtlarının birçok kez onun için dile getirdiğine yüz milyarına iddaaya girebileceğim bir hocam vardı. Nicelerinin uyukladığı, sıkıntıdan bileklerini dikine kestiği Sosyal Psikoloji dersini sevdirmişti bize kadın. Düşünsene yaz okulunda pazartesi sabahları ders veriyorsun, 25 kişilik sınıfta 27 kişi falan var. Çıldırırsın. 



Meslektaşlarının aksine teoremlerle kafasını bozan biri değildi. Dersi, hayatın içine öyle bir işlemişti ki kimse için dünya aynı yer değildi artık ya da ben abartıyordum. Lakin ilişkiler üzerine anlattığı şeylerin üstüne, (ben de dahil) sınıfta ilişkisi olan beş altı kişinin -yeni yeni tanıştığını belirteyim- oturup hep birlikte ilişkilerini sorgulaması hocama olan saygımı iyiden zirveye çıkarmıştı. 20l'li yaşlardaki gençlerin kulak mıknatısı ilişki konulu dersler dikkatimizi çekince her hafta sormaya başlamıştık hocaya nedir nedendir diye. Birçoğunu biliyordum, çoğunu unuttum bir tanesini aklıma kazıdım; Birbirlerine en uzak karakterler, farklı yaşam biçimleri sevgili, dost, arkadaş olmaya daha yatkındır.

Haklıydın hocam sen ona lafım yok. İlk başlarda daha yatkın oluyor bu dallamalar ama dediğin gibi uzun soluklu olmuyor. Bir zaman sonra kendinden olanı arıyorsun daha kötüsü kendini arıyorsun. Bulabilen şanslılar varmış öyle diyorlar.

Not: Yaz okulu bittiğinde o 6 kişinin de sevgilisi yoktu artık.