Şimdi Ben de Herkes Gibiyim.
Sessizce ayrılırken evinden, yazın sıcaklığını bütün benliğinde hissetti. Ceketini alıp çıkmak klişesini gerçekleştiremediğini farkettiğinde gereksiz bir tebessüm yayıldı traşsız, yorgun yüzüne. Leyla'nın ''Git, sadece git'' cümlesi çınladı kulaklarında sonra. Güneş görmekten açılmış siyah tişörtünü tenine yapıştıran sıcağa mı sövsün yoksa hayatının alt üst olmasına mı ağız doldursun bilemedi. Nefes alıp verdiği hiçbir anda vurdumduymaz biri olmayan Harun, ilk kez kendisine uzak bir duyguyu yanında istiyordu. Yedi yıldır her gün inip çıktığı estetik fakiri merdivenlerden inmek hiç bu kadar bilinçsiz olmamıştı. Arabasını çalıştırdığında anladı gözlerinin dolduğunu, silmeye yeltenmeden bastı gaza. Ne kendisi, ne de gaz pedalı aşağı doğru süzülen emektarı biliyordu yolun nereye çıkacağını.
Hastaneden ayrıldığında bundan daha büyük bir acı olamaz diye düşünüyordu. Aklında gelen tek şey bir banka oturup, sigara içmekti. Kimden olduğunu hatırlayamadığı hediye çakmağıyla yakarken sigarasını, ellerine baktı; tırnaklarının ojeyle son buluşmasından bu yana aylar geçtiğini anımsadı. Göbek deliğinin yarım karış altında hissettiği acı can yakmıyordu sadece ruhunu çarmıha gerip, ateşe veriyordu. Aklında dolaşan yüzlerce devinimden Neden kelimesini çekti çıkardı. Neden ? Bir adam nasıl bu kadar korkak olabiliyordu ? Soruları cevapsız kalınca mırıldanmaya başladı;
'' Suç sende be Esra hâlâ insanları tanıyabildiğini zannediyorsun.''
Banktan kalktığının anlayabilmesi hastanenin karşısındaki işlek caddeden taksi durdurmaya çalışmasıyla aynı saliselere tekabül ediyordu. İlk geçen taksiyi durdurmak için kaldırdığı sağ elini göz yaşlarını silmek için indirdi. Göz pınarlarının kuruduğunu zannetmesinden çok zaman geçmemişti oysa. Kendini taksinin arka koltuğuna bıraktığında ne gideceği yeri biliyordu ne de hiçbir zaman bir hayat dünyaya getiremeyeceği için katlanacağı acıyı. Olmasın diye dua ettiği tek şey, taksicinin ''Abla nereye gidiyoruz?'' sorusuydu artık.





