12 Aralık 2012 Çarşamba

Annenizle Nasıl Tanışamadım?

Herkes mutluydu ya da bana öyle geliyordu ama o gelmiyordu. 'O' dediğimde, 'How I Met Your Mother' Ted'in, she is the one diyerek yana yakıla beklediğinden başkası değil ayrıca. Şimdi iki kişiyi özlüyorum mesela. Bana öyle gelmeyip onlar çıkıp gelse kapıyı açar, o sarı şemsiyeyi ellerine verir, usulca kapatırım yüzlerine. Oturur; Mehmet Demirkol'un Fuat Akdağ ile boyunun yarısını gösterdiği trajikomik, bir o kadar da kaliteli programın tekrarırını izler, iki kişi nasıl özlenir bilader derken e2'de South Park kovalarım.



Sonra zaman geçer, bir bir prematüre mutluluklar yaratırım. Hiçbiri 9 ay 15 güne varmaz. Vazgeçtiklerime yanıyormuş gibi görünürken bu duyguyu içselleştirmiş olabilmeme acırım. Büyüdüğüm gelir aklıma Captain Tusubasa 2 açarım. Aşka opportunist olabilenlerden misiniz şeklinde bir tekerleme icat etmeye çalışırım. O sarı şemsiyeliler güneşi bulmuştur bu arada. Ben yağmur severim diye dolaşırım...  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder